Büyük işler kuvvet ve vücut çevikliği ile değil,
olgun fikir ve hâkimiyetle görülür. Yüzü ışığa ve gerçeğe yönelmiş olan insan
her zaman gençtir ve genç kalır. Gençler ümitleriyle, yaşlılar hayal ve
hatıralarıyla yaşarlar. İnsanın yaşı, ruhunun gençliğine yahut ihtiyarlığına
bağlıdır. Yaşlılık, renkli rüyaların yerini pişmanlıklar doldurduğu zaman
başlar.
Hayatta dinç kalmanın en iyi yolu, zihnen genç kalabilmektir. Bu da
kitap okumayı, fikri ve sosyal çalışmayı devam ettirmekle mümkündür. Yüzümüzdeki
kıvrımların değil, aklımızdaki buruşuklukların meydana gelmesiyle yaşlılık
başlar. Yaşlılık, ruhen çökenlerde hayatın sonbaharını gözleme, ruhu genç
kalanlarda ise bilgelik dönemidir.
İnsan
gençliğinde öğrenir, yaşlılığında anlar. Yaşlanmak bir dağa tırmanmak gibidir,
çıktıkça yorgunluğunuz artar belki ama görüş açınız genişler. Her şeyi daha
objektif görmeye başlarsınız. Gençliğin güzel bir yüzü var ise, ihtiyarlığın
güzel bir ruhu vardır. Hoş bir biçimde yaşlanmanın sırrı, yeni insanlar tanıma
ve yeni şeyler görme coşkusunu asla kaybetmemektir. İnsan, ihtiyar olmaya karar
verdiği gün ihtiyarlar. Bilgili ve erdemli olanlar asla yaşlanmazlar. Yaşlılık
düşüncesine düştüğünüz anda ihtiyarlamışsınızdır; çünkü artık düşünmeye mecaliniz
kalmamıştır. Çevrenizi değiştirmeye ve sosyal çalışmalarınızı artırmaya devam
ettiğiniz sürece gençsiniz. Herkes inancı kadar genç, şüphesi kadar ihtiyar;
kendine olan güveni kadar genç, korkusu kadar ihtiyar; umudu kadar genç, yeisi
kadar ihtiyardır. Yaşlılık, cahiller için hayatın kışı olabilir ama bilgili insanlar
için hasat mevsimidir. Yaşlı olup genç görünmek, kesinlikle genç olup yaşlı
görünmekten daha iyidir. Yaşlılarda sadece maziyi gördüğümüzü zannederiz, hâlbuki
iyi baksak, mazi kadar istikbalimizi de görürüz. İnsanlar yılları doldurunca değil,
ideallerini kaybedince yaşlanırlar. Seneler ancak ciltte değişikliklere vesile
olur ama heyecanı yitirmek ruhu buruşturur.
“Küçüklerine şefkat, büyüklerine saygı göstermeyen bizden değildir." düsturunu benimseyen, “Herhangi bir genç yaşlılığından dolayı bir ihtiyara hürmet ederse, Yüce Allah da yaşlandığında ona hürmet edecek kimseler halk eder.” Müjdesine inanan, “Ana ve babasının ihtiyarlık zamanlarında, bunlardan birine yahut ikisine yetişip de, bunlara gereken hürmet ve hizmette bulunarak Cennet'i hak edemeyen kimsenin burnu yerlerde sürünsün!” uyarısıyla her dem uyanık olan, “Saçı sakalı ağarmış yaşlı Müslüman'a saygı gösterip ikram etmek, Allah'a saygıdandır.” prensibini ilke edinmiş bir anlayışın mensuplarıyız.
“Küçüklerine şefkat, büyüklerine saygı göstermeyen bizden değildir." düsturunu benimseyen, “Herhangi bir genç yaşlılığından dolayı bir ihtiyara hürmet ederse, Yüce Allah da yaşlandığında ona hürmet edecek kimseler halk eder.” Müjdesine inanan, “Ana ve babasının ihtiyarlık zamanlarında, bunlardan birine yahut ikisine yetişip de, bunlara gereken hürmet ve hizmette bulunarak Cennet'i hak edemeyen kimsenin burnu yerlerde sürünsün!” uyarısıyla her dem uyanık olan, “Saçı sakalı ağarmış yaşlı Müslüman'a saygı gösterip ikram etmek, Allah'a saygıdandır.” prensibini ilke edinmiş bir anlayışın mensuplarıyız.
“Sadece
Allah’a ibadet edeceksiniz. Ana ve babanıza iyi davranacaksınız. Onlardan biri
veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara “of!” bile deme! Onları
azarlama! Onlara saygıyla hitap et!” ilahi emrine inanmış, “Bereket,
büyüklerinizin yanındadır.” Peygamber mesajını almış ve o değerleri insani
vasıflarla özümsemiş bir ümmet olarak bize düşen görev bu prensipler
çerçevesinde yaşamaktır.
Bir gün
herkes yaşlanacaktır. Yaşlılık, geçmişin muhasebesinin yapıldığı, tecrübe ve
birikimlerin yeni kuşaklara aktarıldığı, anılarla yaşanılan bereketli bir
dönemdir. Yaşlılık manen yükselme çağıdır. Yaşlılar, bize kanlarından kan
veren, canlarından can katanlardır.
Tecrübeleriyle
bize ışık tutan, anılarında şanlı tarihimizi bulduğumuz, fikirleriyle topluma
yön veren, yürekleri gibi ruhları da
genç ve güzel olan, inançlı, güvenli, umutlu, azimli, gözlerinde mazi kadar
istikbalimizi gördüğümüz büyüklerimizin kıymetini bilmemiz ümidiyle…
Kamil Çakır
